YENİDEN BAŞLARKEN …


Çocukluğumda, her çocukta olan merak duygusuyla, evreni keşfetmek ve anlamak isterdim. Evren hem karmaşık hem basit, ama her zaman büyüleyiciydi. Herşey sanki tüm olasılıkların içinde, tam olması gereken yerdeydi ve anlamdırılmayı bekliyordu.

Evde tek düzeni düzensizlik olan büyük bir kütüphanesi vardı babamın 😊Sonradan ilgi alanım olacak ve blog’larımın temelini oluşturacak, felsefe/fizik/evrim biyolojisi kitapları yoktu belki ama dünya klasiklerinin çoğu bir de ansiklopedi setimiz vardı. O eski kitapların kokusu içimde güzel bir yemeğin kokusunun sizi çağırması gibi, koyu bir okuma tutkusu yarattı. Okumak hem kendimi hem evreni anlamak için bir yolculuktu. Kendimi keşfettikçe evreni, evreni keşfettikçe kendimi keşfedeceğim bir yolculuk …

14 milyar yıllık evrenin gizemlerini çözmeye bırak bir ömrün, birkaç nesilin bile yetmeyeceğini, kaç yaşında anladım emin değilim ama yaşam boyu öğrenci olmaktan ve öğrenmeye aç olmaktan, hayatımın birkaç evresi hariç hiç vazgeçmedim. Rutin akan bir hayatın yanında, hep bir gizli akıl/kalp dünyam oldu. Yazmam da tam o noktada, kendi olabilmenin dayanılmaz hafifliğini hissetmek için başladı.

Yazmak benim için, bazen o gizli dünyayı paylaşmak / bazen içini döküp sığınmak / bazen anlamlı birşey yarattığını görüp mutlu olmak demek. Geçmişte sıcak gelişmelerin içinde kendimi tutamayıp, çoğunu hiç yayınlamadığım toplumsal eleştiriler yazmış olsam da, esas hamurum "kendi markasını yaratmak isteyen, tarzıyla ilham veren, gündem yaratan bir sosyal medya fenomeni olmak" değil. O yüzden günlük ya yakın geleceğe dair, kendini gerçekleştiren kehanetleri yazmak, ayrı ve çok saygı duyulması gereken bir alan da olsa, benim sabit bellekteki dosyalardan bu tarz yazılar çıkmayacak sanırım 😊

49 yaşında, evli, bir kız çocuğunu büyütmüş, elektrik/elektronik ve bilgisayar mühendisi, uzun yıllardır yabancı firmalarda satış/pazarlama yöneticiliği yapan, orta yaş bunalımının duygu karmaşalarını da iyi kötü atlatmış bir kadın olarak, ikincil dünyamda yazdıklarım doldu – taştı – paylaşmaya muhtaç hale geldi. O yüzden benzersiz ve göz alıcı olmasa da, geniş bir çevreye açılma amacım olmasa da, bu blog umuyorum, hem kendim hem çok sevgili/saygıdeğer okurlarım için, samimiyetin ve ilginç sentezlerin sözünü vereceğim bir platform olacak.

Farklı disiplinlerdeki karmaşık kuramların yıllar içerisinde oluşturduğum basit özetlerine ve birlikte yorumlandığında nerelere vardığına birlikte göz atacağız. Teknolojik gelişmelerin yaratabileceği toplumsal değişimleri birlikte irdeleyeceğiz. Tüm yorumlarınıza açık ve her daim müteşekkirim. Yazar olmak haddimiz değil, yazanız. 

Ve bir yazan olarak her yazımız, somut ve soyut bilimlerden ilgi çekici sentezler içerip beş benzemezi bir araya getirse de, önceliğimiz bilgi pompalamak değil ... bu bilgileri hayata dair enstantanelerle birleştirmek ve biraz klişe olsa da tüm takipçilerimizin yazılarımızda kendinden birşeyler bulması … ya da o an kendinden bir şey bulmadıysa da, en azından o konuda merak uyandırmak. Kanımca fazla merak kediyi öldürmez, tam tersine merak tüm tarih boyunca bilişsel gelişimi sağlayan katalizördür.

Merak felsefeyi, felsefe de bilimi doğurmuştur. Felsefe, din/kültür/gelenek üçlüsünün sormaya cesaret edemediği soruları sormuş – bilim de yıllar içerisinde bu sorulara cevaplar bulmuştur. İlk filazof sayılan Miletli Thales’den itibaren filazofların çoğu, başta Antik Yunan’da, aynı zamanda fizikçi, matematikçi ve astronomdur. Kendi sorularına cevaplar bulmak, yaratılışın kaynağını anlamak, matematiksel olarak doğayı tanımlamak için hayatları boyunca ter döken bu inisiyelerin önünde saygıyla eğiliyoruz. 

Benzer altyapıya sahip olmalarına rağmen, felsefenin Mısır yerine Antik Yunan’da başlamasının sebebi, pratik yerine teoriye önem vermeleri, şehir devletler (polisler) içerisinde ifade özgürlüğünün olması, çok kültürlülük ve en önemlisi ticaret ve denizciliğin getirdiği zengin zümre ve bolca boş zamandır. Ancak bunlar, Antik Yunan filazoflarının varını yoğunu kendi felsefe okullarını kurmaya adadığı, ve günümüzde hala etkili olup geleceğe de uzanacak entelektüel ve manevi ilkeleri oluşturdukları gerçeğini değiştirmez. Medeniyet, rutini kabul etmeyen bu kişilerin omuzunda basamak basamak yükselmiştir.

O yüzden tüm eğitimim fen/matematik odaklı geçmiş ve mühendisliği meslek olarak seçmiş olmama rağmen, bana göre her somut bilim felsefe ile başlamıştır. Felsefeye aşığım, yazılarımı yazdığım balkonuma da 🙈 O yüzden bloğumun adı da balkonda felsefe😊

Bu ilk yazıda sadece kendimi ve bloğumu biraz tanıtmak istedim. Her yazıda paylaşımımızın artacağına, birbirimizi daha iyi tanıyacağımıza ve interaktif bir medya oluşturacağımıza inancım tam. İkinci yazımla ilgili fragman vermem gerekirse bir metal paranın yazı ve tura yüzleri gibi felsefe ve kuantum fiziğinin nasıl ayrılmaz olduğunu, tüm 4N1K soruların cevaplarının kuantum fiziği ve mekaniğinde nasıl bulunabileceğini anlatacağım. 

Her yazıda gerçeklik algımızı daha fazla sorgulayacağımızı ise sadece umabilirim.                                                             

Merakın kanatlarıyla uçan birer kuş gibi olmamız dileğiyle …Sevgiyle kalın …


Comments

Popular Posts