MASKELİ HAYATLAR … KONU UZUN, MEVZU DERİN 😷


“Hayatta hepimiz maskeliyiz”.

Sevgili dostlar, bugün sizinle, klişe denilebilecek kadar sık duyduğumuz bu konuyu, kendi yorumumla paylaşmak istiyorum. Klişeler bazen çok güzeldir ve sohbet başlatmanın en etkili yoludur.

Doğru, hayatta hepimiz, onlarca maske ile yaşıyoruz. Bazen olduğumuz kişiyi ve ruh halimizi saklıyorlar, bazen de bizi o an kim olmamız gerekiyorsa ona dönüştürüyorlar. Üç yaşından itibaren hepimiz, kendimizi, bazen kendimize karşı bile maskeliyoruz. Yalan söyleme yetimiz ve korkularımız da zaten bu yaşlarda başlıyor.

Yıllar içerisinde işlerliğini kaybeden maskelerimizi ıskartaya çıkartıyor, versiyon yükseltiyor ya da usta bir marangoz gibi amaca uygun yenilerini yapıyoruz. Hayatımızı kolaylaştırmak için o an ne lazımsa, onlara öyle şekil veriyoruz. Ağaç kertenkeleleri, yapraklı deniz ejderleri halt etsin, kamuflajın kralı biziz 😊

Vücutlarımızı değil ama benliklerimizi, özel kuvvetler askeri taktik titizliğinde saklıyoruz. “Ben neysem oyum” diye zıplayıp duranlar bile, askeri seviyede olmasa da avcılık seviyesinde kamuflaj üstadı 😊

Kahramanların da, suçluların da maske taktığı bu tuhaf dünyada, normal insanlar ruhlarına maske takmış, çok mu … Topluma uyum için, korunma için, özgüvenli gözükmek için … Narsist bir pisliksek, kötülüğümüzü gizlemek ve kandırmak için … Üzgünken mutlu, öfkeliyken neşeli, güvensiz hissederken emin gözükebilmek için …

Maske üzerine maske takarken, etrafımızdaki insanların maskelerinin altında ne var onu da çözmeye çalışıyoruz. Maskenin, maskesini düşürme çabası 😶

Peki bize hizmet etmeyen, bizi aşağı çeken maskeler takıyor olabilir miyiz? Hatta ayıp, günah, riskli adı altında çocuklarımızı da maske takmaya zorluyor olabilir miyiz? Çocuklar azıcık sayıda maskeleri ile, sevgi gördükleri sürece hep mutlu ve eğlenceliler, ve onlar hepimizin canı ciğeri ... Bizimse bir yanımız onlar gibi olmaya özenirken, bir yanımız onları sıkıcı birer yetişkine dönüştürmeye çalışmıyor mu …

Tabii ki toplumsal hayat bir düzen gerektirir ve düzen kurallarla sağlanır. Bu kurallar uyumlu, adaletli ve huzurlu yaşamın temel gerekliliğidir. Ancak bu gerekliliği mikro yönetime çevirip, herkesi aynı tornadan çıkarmaya gerek var mı … İnsan toplum içinde yaşamaya mecbur bir varlıktır ancak kendisi olmaya ve kendini bulmaya da” mecburdur.

Maskeler yıllar içerisinde çoğalıp üstüste bindikçe, taşıttırdıkları yük de artar. Maskeler hem birbiri ile, hem bizimle çeliştiği için, tutarlı olmamız da giderek zorlaşır. İyi evlat, iyi eş, iyi ebeveyn, iyi çalışan, iyi yönetici olmak için özümüzü yollarda bırakırız. Ondan sonra orta yaşlarda sağdan sağdan gelsin bir ben ne yapıyorum bunalımı 😊 Fazla mantıktan yorulma ama tersi bizi çökertir diye korktuğumuzdan mantığa daha çok sarılma … Yine de bu yaşlarda, bazı gereksiz maskelerden şükür kurtuluyoruz (gençlere müjde vermiş olayım 😊)

En kötüsü de kendi yüzündeki maskeleri gerçek, başkalarının yüzündeki maskeleri sahte sayanlar … o  noktadan geri dönüş zor işte, ancak kültür ve vizyonda derinleşme ve farkındalık eğitimleri ile belki bir nebze.

Yasak elmayı yemişiz bir kere ve atılmışız cennet bahçesinden dünya evine (acaba yediğimiz o meyva, elma değil ayva mıydı 😊). Dünyaya geldiğimiz genetik miras ve karmadan oluşan donanım, kendi içinde tam ve bütünken, ailesel/çevresel etkiler ve savunma mekanizmalarımız ile yamalı bohçaya dönmüş. Maskelerimize de donanımın üzerindeki küçük yama yazılımlar denilebilir (Hatta bazıları, Matrix’deki Ajan Smith virüs yazılımı gibi, biz hiç istemeden bünyeye gelmiş 😊). Ama bu küçük güncellemeler, bir gram civanın binlerce küp suyu zehirlemesi gibi özümüzü kor bozuyor.

Maskelerin ruhumuzu gölgelemesine izin vermemeliyiz (Z jenerasyonu ve sonrası bu konuda daha iyi sanki) ama toplum içerisinde yaşarken maskesiz olmak da imkansız ve gereksiz … Maske ile gerçek yüzümüz arasındaki mesafe kaybolup, maske yüzümüze yapıştığında, o maskeyi çıkartmak derimizi yüzmek kadar acı verir. Kimse haklı olarak, maskesiz ve korunmasız olmayı istemez.

Çıkaramadığımız maskelerimizle toplu halde mutlu mesut yaşayabilmek için, hepimiz birbirimiz ile kirpi mesafesinde kalmayı tercih ederiz ... yani soğukta donmayacak kadar yakın, dikenler batmayacak kadar uzak (Schopenhauer’e selam olsun). Peki ya iç sıcaklığı çok yüksek olan sıradışı bazı insanlar … işte onların ne sıkıntı vermek, ne de sıkıntı çekmemek adına güruhlardan uzak durması gerekir. Bir de hepimiz için, dikenleri batsa da kanatsa da, yanınızda isteyeceğiniz, ve sizi ısıtabilmek için yanınızdan ayrılmayacak insanlar vardır ki, işte hayatımızın anlamı onlar.

Konuya biraz da felsefi değil, bilimsel açıdan bakalım. Gerçekten taktığımız düşünce/duygu maskelerine dönüşüyor muyuz zaman içerisinde (eskilerin birşeyi kırk kere söylersen olur prensibi 😊) ... Nobel ödüllü nöropsikiyatrist Eric R. Kandel, 2000’lerin başında kanıtladı ki, bizim düşünce ve hayal gücü dediğimiz beynimizdeki nöronların işleyişi, DNA’mızı şekillendirebiliyor ve bazı genlerin açılıp kapanmasını sağlıyor. Bazı yeteneklerimiz, tavırlarımız gelişip, diğerleri körelebiliyor. Yani genler kaderimizin mutlak efendisi değil, hem bizim hem çevrenin hizmetkarları ve kendimizi şekillendirmemize olanak tanıyor.

Bu durum, eğitim ve çalışma ile desteklenerek daha fazla farkındalığa, daha becerikli düşünme, hareket etme, hissetme ve daha faydalı yeteneklere sahibi olma yoluna da sokabilir bizi, köreltip mahvededebilir. Öyleyse rezonans kanunu, kuantum gibi günümüz uygulamalarını kullanarak, hayatımıza kendimiz ve çevremiz için olumlu şeyleri çekelim, önce öyleşmişiz gibi maskesini takalım sonra da gerçeğimiz yapalım😊

Ve madem bir sürü maske takıyoruz, bari güzel maskelerimiz olsun. Maskelerimizi, pahalılık yerine alışveriş poşeti fiyatının tartışmaya sunulması gibi, algı yönetimi ve dikkat dağıtmak için değil, içimizde etik ve güzel olan ne varsa güçlendirmek için kullanalım.

 

“En iyi bildiğim, haddim olmalı” demiş Sunay Akın. Ne güzel bir söz … Ben de uzun uzun ahkam kestiğim bu konuda, artık haddimi bilip susuyorum. Özgürlüklerin kısıtlandığı bir toplumda yaşamak zaten maskeli balo gibi, işimiz zor 😊 bir sonraki blog yazıma kadar güzellikler ve kolaylıklar diliyorum 💞 

Teaser vermek gerekirse, rakamlara gizemli bir yolculuk yapacağız bir sonraki buluşmamızda 💫



Comments

Popular Posts