FELSEFEDEN KAÇINMAK … VE MUTLULUKTAN KAÇMAK …

Tekrar merhaba … herkes bıraktığım gibi mi 😊 iyi mi, hoş mu, mutlu mu😊

Bugün ilk iki yazımdan biraz farklı ve umut ediyorum daha duygulara dokunacak  yazı ile sizlerleyim. Ama biraz felsefe kaçınılmaz, o balkonda felsefe hep var 😊 Pencere kenarında yetiştirdiğimiz ve mis gibi kokan fesleğenler gibi, felsefe de bu balkonun vazgeçilmezi.

Felsefe aslında sanat gibi duygularımızı uyandırmayı hedeflemez. Duyguların kaynağını ve etkisini araştırır ve kategorize eder. Mutluluğa nasıl ulaşacağımız konusu ise, ilk andan itibaren felsefenin temel konularından biri olmuştur.

2006’da Secret kitabı yayınlanmadan ve son on yılda Kuantum Yaşam Koçluğu yaygınlaşmadan önce de, spiritüelizm ve mutluluk yolunda ilerlemek, felsefede hep varolan bir değerdi. Bioenerji / Ruhsal Şifa / Enerji Tıbbı gibi tamamlayıcı konularsa, felsefeden bağımsız olmakla birlikte, “iki adım arayla” (yanyana diyemedim 😊) yürüyen disiplinler oldu. Bu konularda çalışan merkezlerin bir kısmı aynı zamanda felsefi danışmanlık da vermektedir.

 


Mutluluk yolunda, yukarıda bahsi geçen kuantum yaşam koçluğu, olumsuz düşünce kalıpları yerine olumlu inançları yerleştirmek için, belli olumlamaları her gün tekrar etmeyi tavsiye eder. 

Sade, net, olumlu cümlelerle; pozitif düşüncenin gücü ve kelimelerin büyüsüyle, mutlu bir ruh haline ulaşmayı hedefler.

Peki mutlu olmak gerçekten bu kadar kolay mıdır? Mutluluk, mutsuzluk olmadan varolabilir mi? Tek başına mutlu olmak mümkün müdür, toplum mutsuzken biz ne ölçüde mutlu olabiliriz? İnsanların kendi hakkında özgürce karar alabildiği, toplumsal destek ve cömertliğin yüksek olduğu toplumların ve bu toplumların bireylerinin daha mutlu olduğu aşikâr değil mi?

Bu blogda siyaset kesinlikle yok ama maalesef genel olarak mutsuz bir ülkeyiz. Bunu ben değil istatistikler söylüyor. Dünya mutluluk raporunda 2024’de 98. sıradayız ve yapılan anketlere göre insanlarımızın %59’u kendisini mutsuz addetmiş. Türkiye’nin en mutlu şehri ise %76 mutluluk oranıyla Doğu Karadeniz/Bayburt (hep birlikte oraya mı taşınsak, ne yapsak 😊)

Kadınların mutluluğu 2011 yılında, erkeklerin mutluluğu 2017 yılında tavan yapmış, neden bilemiyoruz 😊

2016’dan beri mutluluk endeksleri içinde “para ve başarı”nın payı sürekli artmış, ama “aile” yine de ilk sıradaki yerini bırakmamış. Eğitim seviyesi arttıkça, mutluluğun azaldığı da net olarak tespit edilmiş – Sokrates’ın “cehalet mutluluktur” sözü yüzyıllar sonra hala geçerli ne yazık ki.

Mutluluğa dair bir başka kitabi bilgi paylaşırsak; çocuklar günde ortalama 400 kere gülümserken, mutlu bir yetişkin günde 40 kere, mutsuz bir yetişkin günde sadece 15 kere gülümsüyormuş... Yani hayat yolunda yürüdükçe yoruluyor, yoruldukça taşlaşıyoruz, ah hep çocuk kalsak sözü boş değil.

Herşeye rağmen ülkemizi çok seviyoruz, bu yüzden iş sebebiyle defalarca ayrılma fırsatı bulsak da, her defasında ailemle burada kalmaya karar verdik. Ben şahsen mutluluğu, balkonumda yazı yazarak ve sevdiklerimle yakalayabiliyorum. Şu an sizlerle bu yazıları paylaşmak da, tüm samimiyetimle, büyük mutluluk kaynağı.

İçimizdeki “Somurtkan Şirinleri” bir kenara bırakırsak (bkz. Şirinler/Smurfs köyündeki 101 şirinin en karamsarı), mutsuzluğa methiyeler düzmek yerine, mutluluğu inşa etmeye ve yaşamaya değer bir hayat sürdürmeye çalışıyoruz. Para bu mutluluk tanımında başat değil. Elbette Maslow ihtiyaçlar piramindeki temel ihtiyaçları (fizyolojik ihtiyaçlar ve güvenlik ihtiyaçları) karşılanmadan kimse mutlu olamaz. Ülkemizin dünya mutsuzluk sıralamasında, 98. sırada olmasının ana sebeplerinden birisi de maalesef budur.

Ancak alt gelir grubundan orta gelir grubuna geçtikten sonra bir plato başlar ve daha çok paranın daha çok mutluluk getirmediği görülür. Harvard Business School öğretim üyesi Michael Norton’ın “Happy Money” kitabında, bu konu ile ilgili araştırma gruplarından elde ettiği detaylı istatistiklere ulaşılabilir. Para insanı kendini düşünmeye ve bencilliğe iter ve bu bencillik ancak aile terbiyesi-ahlakı / devlet terbiyesi -ahlakı ve iyi bir eğitim sistemiyle kırılabilir. Bizler, bu noktada yukarıya gidip çığır mı açıyoruz, bayır aşağı mı yuvarlanıyoruz siz değerli okurlarıma bırakıyorum.

                             

Türkiye’ye ve Türkçe’ye özgü talihsiz bir kalıbımız daha var, “Felsefe Yapma”. Kişi lafı uzatırsa, derinlere inerse, felsefe yapmakla suçlanır ve eleştirilir. Başka hiçbir dilde böyle bir kalıp yoktur ancak medeniyetten uzak tüm toplumlarda felsefe düşmanlığı vardır. Çünkü felsefe adı üstünde bilgiyi ve bilgeliği sevmek demektir (philo-sophia) ve bilginin sevilmediği yerlerde felsefe de sevilmez.

Platon “Toplumlar kralların filazof, ya da filazofların kral olacağı güne kadar rahat huzur yüzü görmeyecektir.” demiş. Peki bizim özlü sözlerimizden birisi nedir … “Uyandırma kerizi, bulandırmasın denizi” 😊

Oysaki felsefe, sürdürülebilir mutluluğun anahtarını, bize bir sandık dolusu döküntü içerisinde bulmak için canla başla çalışır.  Her filazof kendi mutluluk formülüyle gelmiş ve itiraf etmek gerekirse birazcık kafa da karıştırmıştır. Birinin ak dediğine öbürünün kara dediği çoktur. Yine de bu seç-beğen pazarda, kendi mutluluk tarifinizi alıp gidebilirsiniz. Şimdi bir göz atalım;

 

Aristo: Mutluluk (Eudaimonia); akıl ve erdemden ayrı düşünülemez. Mutluluk, lezzetli bir tatlının verdiği mutluluk hissinden ziyade bir yaşam tarzıdır. Anlık mutluluktan ziyade sürdürülebilir mutluluk önemlidir. Ve kişinin mutluluğu kendi çabası, yaptıkları, aldığı kararlar ile ilişkilidir. Dış etkenlerin etkisi olsa da, mutluluk/mutsuzluk bir yazgı değildir. Kendi özünü gerçekleştirmek ve mutlu olmak, bireyin yeteneği ve eğilimi ile ilgilidir.

Sokrates: Yaşamın amacı ve herkesin yaşam boyunca peşinden koştuğu en yüksek iyi, mutluluktur. Mutluluğa erişmenin yolu ise bilgidir. İnsana ve yaşama ilişkin doğru bilgi, kişiyi doğru eylemlerde bulunmaya götürür. Bilgi ve kendini tanımak, mutlu olma yolunda esastır.

Epikür: Geliştirdiği felsefenin ana amacı, mutluluk ve hazza ulaşmaktır (Eudaimonia). İnsan, tabiatı itibarıyla acıdan, üzüntüden, kaygıdan kaçıp neşe ve haz peşinde koşar. Peşinden koştuğumuz diğer her şey, para, ün, iyi bir aile, sağlık, adillik, erdemlilik, bilgelik sadece daha mutlu olmaya çalışmaktan gelir. Mutluluk başka bir şey uğruna yapmadığımız tek şeydir. Burası çok önemli bakın, mutluluk istiyoruz çünkü mutluluk istiyoruz. Felsefe Bahçesi’nin girişine “Hoşgeldin Yabancı, Burada Bütün Amacımız Mutluluktur” yazdırmıştır. Hedonistlerin tersine hazzı, ruhsal denge – ruhsal sükûnet – ahlak ile de birleştirmiş ve dengeyi aramıştır.

Aristippos: Yaşamın nihai amacı zevk almak ve bunu maksimize etmek, acıyı da en aza indirmektir. Sokrates’in öğrencisi ve Hedonizm akımının yaratıcısıdır. Anlık zevklerin peşinde koşmak ve bu zevklerin sayısını maksimuma çıkarmak. “hedonist” yani “hazcı” mutluluğun genel bir özetidir ancak Aristippos bu süreçte muğlak toplumsal sınırların olabileceğini de söyler. İçinde bulunduğumuz popüler kültür bu tür mutluluğu arayanların çoğunlukta olduğu bir kültürdür (sosyal medya, Holywood filmleri, Netflix vb.)

Jung: Mutluluk için gereken 5 etmen 1. Fiziksel ve mental sağlık, 2. Samimi bireysel ilişkiler, 3. Sanattaki ve doğadaki güzelliği algılayabilme yeteneği, 4. Makul yaşam standartları ve tatmin eden bir meslek 5. Hayatın iniş çıkışlarıyla başa çıkabilmek için felsefi veya dini bir bakış açısı

 

Camus: Prensiplerine bağlı kalmayı, mutluluğa yeğleyenler, kendilerini şartladıkları koşullar dışında mutlu olmayı da reddederler” demiştir. Camus’e göre gerçek mutluluk her yerde ve hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmek ve prensiplerinden ayrılmamaktır.

 

Nietzsche: Nietzsche, mutluluğun, insanın hayatın anlamını ve acıyı kabul etmesiyle mümkün olduğunu söylemiştir. Hayatın acı ve zorluklarla dolu olduğunu ve bu gerçekle yüzleşmenin, bizi güçlü ve özgür kıldığını düşünür. Katıksız mutluluk arayışını (burada zevk veren herşey olarak tanımlıyor) insan hayatının sıkıcı bir israfı olarak görür. Nietzsche ve yarattığı Üst İnsan modeli, fazlasıyla çarpıtılarak Hitler’in faşist düşüncelerine de yön vermiştir (Schopenhauer, Nietzsche ve Super Mensch kavramı başlıca bir blog konusu). 

İslam ve Mutluluk: İslam filozofları insanı mutluluğa götüren temel unsur olarak inancı, sığınmayı ve aklı kabul etmişlerdir. Onlara göre gerçek mutluluk hissî değil aklîdir. Örneğin Fârâbî, aklın gerçek mutluluğu ve iyiliği idrak etme gücüne sahip olduğunu belirtmektedir.

Budizm ve Mutluluk: Buda’ya göre yaşanan acıların pek çoğu kişinin kendisi tarafından oluşturulmaktadır Budist metinler bu durumu “kişinin var olduğu hal, kendi düşüncelerinin sonucudur” şeklinde açıklamakta ve kişinin kendine zarar vermesine neden olan bu düşünceleri kontrol etmesinin yollarını önermektedir (meditasyon, ben kimliğinden vazgeçme, erdemli/adil/merhametli olma)

Filazofların ve dinlerin farklı yorumlarına baktığımızda, mutluluğun tanımlanması en zor kavramlardan birisi olduğu görülür. Mutluluk kavramı kişiden kişiye değişmektedir. Kimileri ufak şeylerden mutlu olur kimileri mutlu olamaz (bilimsel olarak da herkesin epifiz bezi aynı seviyede seratonin salgılamaz ve bazı insanlar diğerlerine göre çok daha zor mutlu olur, depresyona da daha yakındırlar).

Mutluluk, yaptığımız iş sonunda hissettiğimiz duygudur ve adeta bizim ödülümüzdür. Kedi için ciğer, bohem yaşam tarzı sevenler için yürüyüş sonrası sığındığı kulübede şömine çıtırtısı eşliğinde Zülfü Livaneli dinlemek (vay, tasvirin dibi oldu J), aşık için sevdiceğinin mutlu olduğunu bilmek mutluluğun tanımı olabilir.

Gülmek, uyumak, dinlenmek, sevdiklerinle vakit geçirmek ve evcil hayvanlarla oynamak gibi eylemler de elbette kişilerin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olur. Yediğimiz yiyeceklerin bazıları daha fazla seratonin salgılanmasını sağlar (hindi eti, soya fasülyesi, badem de fazla seratonin salgılatıyor ama gönlümüz hep çikolatadan yana 😊)

Bana göre ise mutluluk (çikolata yemek dışında 😊), istemediğin şeyleri yapmama ve istediğin şeyleri yapma lüksüne sahip olmaktır … tabii bunun da sınırları var. Bir de gücünün herşeye yetmeyeceğini kabul ettiğin o olgunluk anı … Çünkü hız ve haz peşinde koşarken (ve felsefeyi kötülerken), mutluluk kaçıp gidiyor.

 

Hepinize;

  • hayatınızın tam istediğiniz gibi ilerlediği,
  • olumlu duygu ve düşüncelerin tavan yaptığı,
  • epifiz bezinizin (ki metafizikte üçüncü göz çakrası ve bizi evrene bağlayan parçamız olarak görülür) bolca seratonin pompaladığı,
  • mutluluğu sizde bulanın, sizin olduğu (fonda Love Story/Where Do I Begin - Andy Williams 😊)

 güzel günler diliyorum.

Comments

Popular Posts